• DOLAR
    9,3131
    %-0,19
  • EURO
    10,8607
    %0,09
  • ALTIN
    533,53
    %0,77
  • BIST
    1.434
    %1,15
KESK: İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkacağız

KESK: İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkacağız

Güneyin Sesi Gazetesi- KESK Gaziantep şubesi  hamile eşini döverek öldüren bir kişiye mahkeme tarafından beraat kararı verilmesinin ardından İstanbul Sözleşmesi’nin gerekliliğini savunan bir açıklama yaptı. KESK adına açıklama yapan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İl Eş Başkanı Serpil Dağdemir, “Bizler, cinsiyeti, cinsel yönelimi nedeniyle hiç kimsenin ayrımcı, eşitsiz uygulamalara maruz kalmadığı, her nasıl kurulursa kurulsun eşitliğin, özgürlüğün, karşılıklı saygı ve sevginin esas olduğu hanelerde eşit ve özgür bir yaşamı savunuyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaktan, sözleşmenin ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanması ve kadının özgürleşmesi mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

 

KESK adına açıklama yapan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İl Eş Başkanı Serpil Dağdemir tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamanın tamamı şöyle ;

Her gün yeni bir kadın katliamı haberine uyanıyoruz. Kadınlara yönelik cinsel, fiziksel, psikolojik, ekonomik her tür şiddetin katlanarak arttığı, erkek faillerin bir kravatla, namus diyerek, “reddedildim”, “boşanmak istedi, ailemi dağıtmak istedi” diyerek cezasız kaldığı ya da indirim aldığı yargı pratikleriyle şiddet adeta özendiriliyor.

Gaziantep Sabah Gazetesi’nde yer alan habere göre, “Gaziantep’te hamile eşini döverek öldürdüğü iddiasıyla yargılanan İhsan Çayır’ın beraatine karar verildi. Mahkeme heyeti, sanığın eylemlerinin ‘taksirle ölüme neden olma’ suçuna vücut verdiğini belirterek, verilecek bir cezanın 3 yaşındaki çocuğun mağdur olmasına yol açacağı gerekçesiyle sanığın beraatine hükmetti.”

Habere göre, “Gaziantep’te 7 Temmuz 2018 tarihinde 7 aylık hamile eşi Aysel Kurt’u döverek öldürdüğü iddiasıyla hakkında “ölüme sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama” suçundan hazırlanan iddianameden Gaziantep 1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuksuz yargılanan İhsan Çayır’ın beraatına karar verildi.”

“Maktul Kurt’un ailesinin Çayır’dan şikayetçi olmaması ile verilecek bir cezanın, Çayır’ın maktul Kurt’tan olma 3 yaşındaki çocuğu mağdur edeceği nedeniyle beraat kararı verildi.”

“Ben eşimin ölmesini istemedim. Sadece tartıştım. Onu öldürebilecek bir şey yapmadım. Çok üzgünüm. Olaylardan dolayı pişmanım. 3 yaşında bir kızım var. Onunla ben ilgileniyorum. Ben ceza alırsam o mağdur olur.” İfadelerini kullanan sanığın ifadesini, her kadın cinayeti sonrası diğer sanıkların ifadelerinin adeta bir kopyası ve tanıdık, bilindik bir ifade örneği adeta.

Kadınlara şiddeti yaratan koşulların ortadan kaldırılarak şiddetin önlenmesi, kadınların her tür şiddetten korunması, şiddet oluştuğunda ise faillerin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması kamusal bir görevdir. Bu görev aynı zamanda her gün öldürülen kadınların yaşamını korumak, kadın cinayetlerini durdurmak ve kadına yönelik şiddeti önleme görevidir.

Burada söz konusu olan bir kadının yaşamı, insan yaşamıdır;”bilmeden, istemeden oldu, öldürmek istemedim, bende üzgünüm” gibi gerekçeler kabul edilemez. Kanun koyucuların görevi ve sorumluluğu,  insanın yaşamını sağlamak ve buna kast edenleri cezalandırmak, kadın cinayetlerinin işlenmemesi için gerekli tedbirleri almaktır.

İşte yıllardır,  İstanbul Sözleşmesini uygulayın, İstanbul Sözleşmesinden vazgeçemezsiniz, diyerek alanlara çıkma gerekçemiz: Kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin durdurulması ve kadına yönelik eşitsizliğin kaldırılmasıdır.

Böyle bir dönemde İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı yasayı etkin uygulamak şöyle dursun, bu sözleşmeden çıkmanın kadınların yaşamını, iradesini ve taleplerini yok sayacağını defalarca belirttik, belirtmeye devam edeceğiz.

İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmenin, açıktan kadın cinayetlerinin meşru zemini artıracağı ortadadır.

İstanbul Sözleşmesi,  aileyi sadece evlilik bağı ile tanımlamaz, daha geniş ele alır. O hane nasıl kurulmuş olursa olsun, şiddete uğrayanı korumak üzerine kuruludur. Sözleşmeyi feshetmek, açıkça daha fazla kadının, erkekler tarafından cezasız kalacağının garantisiyle öldürülmesi anlamını taşır.

Sayısız örnekle aynı kaderi paylaşan, defalarca şikayetçi olduğu halde en yakınındaki erkekler tarafından, sırf şiddetsiz, korkusuz, özgür yaşamak istediği, mülk gibi görülmeye, şiddete uğramaya “hayır”, “yeter” dediği için öldürülen yüzlerce, binlerce kadının hikayeleriyle her gün bizim de bir parçamız ölürken erkeğe sınırsız yetki ve ayrıcalık veren, kadını insan dışılaştıran, emeğini sömüren patriatkal aileyi savunmak için sözleşmenin feshiyle övünmek veya gerekçelendirmek akıl almaz bir durumdur.

Kadınların hiç kimseye bağımlı/bağlı kılınmadan bağımsız, özgür ve eşit bireyler olarak varoluşu, şiddetsiz, korkusuz bir yaşam için mücadele etmeyi yasalarla teminat altına almak, insanlık hukukunun, eşitlik hukukunun ve evrensel hukukun gereğidir.

Bizler, cinsiyeti, cinsel yönelimi nedeniyle hiç kimsenin ayrımcı, eşitsiz uygulamalara maruz kalmadığı, her nasıl kurulursa kurulsun eşitliğin, özgürlüğün, karşılıklı saygı ve sevginin esas olduğu hanelerde eşit ve özgür bir yaşamı savunuyoruz. Bu yaşamı sağlamak için İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaktan, sözleşmenin ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanması ve kadının özgürleşmesi mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM