• DOLAR
    8,3390
    %0,40
  • EURO
    10,0434
    %0,59
  • ALTIN
    478,33
    %0,42
  • BIST
    1.345
    %1,10
Sanayi Kenti Gaziantep’in İşçilerine 1 Mayıs Çağrısı

Sanayi Kenti Gaziantep’in İşçilerine 1 Mayıs Çağrısı

Koronavirüs salgınını önlemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında önemli günlerin kamusal alanlarda ve toplu bir şekilde kutlanmaması kararı da alındI. 18 Mart, 23 Nisan gibi önemli 1 Mayıs Emek ve İşçi Bayramı da alınan bu kararlar kapsamında kutlanmayacak. 

Güneyin Sesi GAZETESİ- Sanayisiyle bilinen ve işçi nüfusunun yoğun olduğu Gaziantep’te, Emek Partisi il yönetimi Gazianteplileri nerede olursa olsun bulunduğu yerlerin pencere ve balkonundan 1 Mayısı kutlamaya davet etti.

Çağrıda bulunan EMEP Gaziantep il yönetim kurulu Mikail Kılıçalp, koronavirüs tehdidi altında işçilerin hala çalıştırıldıklarını ve buna yönelik hiçbir koruyucu önlem alınmadan ‘sürü bağışıklığı’na fabrikalara, diğer iş yerlerine terk edildiklerini belirtti.

Kılıçalp: “Salgın süreci, ailesinin bakımını sağlamak, borç ve fatura ödemek, temel ihtiyaç maddelerini edinebilmek için her sabah toplu taşıma araçları ya da servislerle işe giden, arkadaşlarıyla dirsek dirseğe çalışan işçilerin ve emekçilerin arasından binlercesinin enfekte olmasıyla, birçoğunun ölmesiyle devam ediyor. Koronavirüs salgını ‘hepimiz aynı gemideyiz’ yalanını bozguna uğrattı. Kendilerini virüsün ulaşamayacağı biçimde korumaya alan sermaye sınıfı ile iliğine kadar sömürülen ama bir maskenin bile çok görüldüğü işçilerin hiçbir ortak yanları yoktur.” diye konuştu.

EMEP Gaziantep il yönetim kurulu Mikail Kılıçalp

“EMEKÇİLER CAN, İKTİDAR YAYILMACI EMEL VE RANT PEŞİNDE”

Kılıçalp: “Bütün emekçiler can derdine düşmüşken en büyük pay yandaşlara gitmek üzere, sermaye sınıfının olası ve hayali kayıpları için fon ayıran iktidar, emekçilere sadece kolonya ve dua tavsiye etmiştir. Hükümet bu olağanüstü dönemi yine bir lütuf kapısı olarak gördüğü için, temsil ettiği sınıfın bütün taleplerine olumlu yanıt vermiş; ücretsiz iznin yasalaşmasında, esnek çalışmanın kurumsallaştırılmasında bir adım daha atmış, işçilerin sırtına ağır bir yük bindirmekten kaçınmamıştır. Salgın tek adam yönetiminin kendisini sağlamlaştırmaya; siyasi sistemde, örneğin yerel yönetimleri etkisizleştirmek suretiyle son budamaları yapmaya elverişli bir ortam olarak değerlendirildiği gibi, başta Kanal İstanbul olmak üzere kamuoyunun tepkisini çeken projelerin alelacele başlatılmasının ve yürütülmesinin fırsatı olarak görülmektedir. Dış politikada da, yayılmacı emellere uygun bir şekilde, salgının gölgesinde İdlib ve Libya’da çatışmalar ve sevkiyat kesintisiz devam etmektedir. Bu sürecin en virütik tablosu kızların küçük yaşta evliliklerine icazet veren yasanın Meclise getirilmesine cüret edilmesi olmuştur. Karantina boyunca ev içi şiddetin artması, koruma tedbiri alınmadan kadınların ağır koşullarda yaşamak zorunda bırakılması buna eklenmelidir.” ifadelerini kullandı.

Koronavirüs salgını, tıpkı daha önce iç ve dış politika için her olay nasıl bir lütfa dönüştürülmüşse aynı perspektifle yönetilmektedir, diye konuşan Kılıçalp; “İnsan sağlığı bile rejim bekasının dayanağı olarak görülmekte, tek adam rejiminin geleceğine yatırım imkanı olarak değerlendirilmektedir” dedi.

Dünya ve Türkiye’nin ağır bir ekonomik krizin eşiğinde olduğunu söyleyen Kılıçalp: “Bu krizi her zamanki gibi emekçilere fatura etmeye hazırlanan kapitalist devletlerin yöneticileri için koronavirüs salgını kapsamında alınması gereken acil önlemler ağır birer maliyet oluşturmaktadır. İbrahim Kalın’ın üretimin karantina kapsamında durdurulması talebine verdiği yanıttan da anlaşıldığı üzere iktidar maliyet hesabı yapmakta, kendisine yüksek gelen bu maliyeti ödemektense kalan sağlarla devam etmeyi tercih etmektedir” diye belirtti.

“VİRÜSTEN HAYATINI KAYBEDEN UĞUR KARTAL’IN FAİLİ SERMAYE DÜZENİ VE PATRONLARDIR”

Kılıçalp: “İlimizde de bu tablo farklı değildir. Salgın süresince acil ihtiyaç olmayan bir çok ürünün üretildiği halı, branda, çuval, iplik, kumaş hatta kontplak üretimi sokağa çıkma yasaklarında bile devam etmiş, on binlerce işçi çalışmak zorunda bırakılmıştır. Başpınar Organize Sanayi Bölgesinde salgın sürecinin başından itibaren alınmayan önlemler işçilerin sağlığını tehlikeye atmış ve bazı fabrikalarda Koronavirüs vakalarına rastlanmıştır. Bu süreçte ihtiyaç olmamasına rağmen terlik üretimine devam eden bir fabrikada, 27 yaşındaki işçi Uğur Kartal ne yazık ki yaşamını yitirmiştir. Yaşanan bu kaybın sorumlusu ‘üretim devam edecek, çarklar dönecek’ diyebilen tek adam iktidarı ve üretime devam eden, gözlerini kar hırsı bürümüş fabrika patronlarıdır. Üretimin devam etmesi halinde salgınının yayılmasının ve bundan sonra yaşanacak tüm kayıpların sorumlusu yine bu sermaye düzeni ve onun temsilcilerinden başkası değildir.” dedi.

Kılıçalp, salgın sırasında işçilerin en önemli talebi “çalışması zorunlu olmayan işletmelerin ve fabrikaların” salgın süresince kapatılması ve işçilerin ücretli izne çıkarılması olduğunu vurguladı. Kılıçalp açıklamasına şu ifadelerle devam etti: “Ne var ki, bu dönemde işçiler ücretli izne değil, kalabalık sayılar halinde işten çıkarıldılar, üretimin durdurulduğu işletmelerde çalışılmayan günler işçilerin ücretlerinden kesildi, enfekte olanlar ise kaderine terk edildi. Salgın sağlıkta ve diğer hizmet sektörlerindeki özelleştirmelerle halka ait olan kamu kurumlarının sermayeye peşkeş çekilmesinin nasıl yıkıcı sonuçlara yol açabileceğini de göstermiştir. Sağlıktaki tekelleşme emekçilerin canının ve hayatının hiçbir parasal anlam taşımadığı için değersizleştirilmesiyle sonuçlanmıştır.”

“BU DÜZEN BÖYLE GİTMEZ!”

Emekçilerin en zayıf olduğu bu süreçte onları nasıl daha fazla istismar ederim, sömürürüm diye kafa yoran tek adam yönetimi salgın sürecini sadece sermaye sınıfı için iyi yönetmiştir diyen Klılıçalp, emekçilerin ise kendi kaderlerine terk edildiğini söyledi.

Kılıçalp “O halde işçiler ve emekçiler olarak, kendi ülkemizi hayatımızı ve kaderimizi kendimiz yönetmek için hazırlanalım” diyerek 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü için yarın çalışacak olan işçilere şu ifadelerle çağrıda bulundu:

“1 Mayıs’ta çalışmak zoruna kalan kardeşlerimiz fabrikaları, iş yerlerini 1 Mayıs meydanlarına çevirecektir.

Antep’teki bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere, işsizlere sesleniyoruz: Fabrikada, işyerinde, evde, balkonda, sosyal medyada, her nerede olursak olalım; iş yerinden balkonlara, fabrika önlerinden pencerelere kadar 1 Mayıs’ta taleplerimizi haykıralım.

İnsanca bir yaşam ve çalışma koşulları için yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü.”

Güneyin Sesi GAZETESİ/Gündem

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM